TEDAVİLER

Göziçi Akıllı Lensler

Trifokal mercekler:

Katarakt hastalarında ve bazen de kataraktı olmayan yüksek gözlük numaralı hastalarda, göz içindeki merceğin çıkarılması ve yerine yapay mercek takılması ile tedavi yapılmakta. Göz içine yerleştirilen bu yapay mercek, kişinin yaşamı boyunca gözün içinde varlığını sürdürmekte.

Gözün içine tek odaklı bir mercek takıldığında hasta gözlüksüz olarak uzağı görebilir ama gözlüksüz olarak yakın okuması mümkün olmaz. Kitap, gazete okumak için yakın gözlüğü takmak zorunda kalınır. Çok odaklı mercek, yani multifokal mercek takıldığında ise, hasta gözlüksüz olarak uzağı ve yakını iyi görür ama ara mesafe, yani 40 cm ile 2 metre arasında kalan mesafe net görülemez.

Trifokal mercekler üç odaklıdır ve bu sorunu çözen merceklerdir. Bu mercek takıldığında, hasta gözlüksüz olarak uzağı, yakını ve ara mesafeyi (40 cm ile 2 metre arasındaki mesafe) iyi görebilir. Mesela bilgisayar kullanırken görme kalitesi iyidir.

Katarakt ameliyatı yapılan kişilerde bu mercekler kullanabilir. Kataraktı olmayan ama yüksek numaralı gözlük takan kişilerde de, uzak ve yakın gözlükten kurtulmak için bu ameliyat yapılabilir.

gozici-akilli-lensler_1

gozici-akilli-lensler_4

gozici-akilli-lensler_3

gozici-akilli-lensler_2

TEDAVİLER

OCT Anjiyografisi

OCT Anjiyografisi , “İlaçsız Görüntülemede Yeni Nesil Teknoloji” olarak geçmektedir.

Damar içerisinde hareket eden kırmızı kan hücrelerinin hareketi OCT-B taraması ile yakalanarak, görüntü haline getirilir.

OCT Anjiyografisinde damar ve yapısal görüntüleme bilgileri tek bir ekranda girişimsel müdahale olmadan gösterilir. Geleneksel göz anjiyosunda olduğu gibi kişilere damar yolu ile ilaç verilmez. 3D (3 boyutlu) ile gözün anjiyografik görüntülenmesi sağlanır.

Neden OCT Anjiyografisi?

Görsel değerlendirmenin kolaylığı için retina ve koroid tabakaları ayrı ayrı incelenebilir.

Girişimsel olmayan, ilaç içermeyen anjiyografidir.

Sadece bir tarama ile OCT anjiyografi çekimi sağlanır. (Tek tarama kolaylığı)

OCT Anjiyografisi

  • 3D sayesinde gözün arka katmanlarını tek tek değerlendirme olanağı sunar
  • İlaç içermeyen bir anjiyografidir
  • Tek tarama kolaylığı ile kısa zamanda işlem tamamlanır
  • Göz bebekleri damla ile büyütülmez
  • Tek görüntü alımı yaklaşık 8-10 saniye sürmektedir.oct-optik-koherens-tomografi_1oct-optik-koherens-tomografi_2

    oct-optik-koherens-tomografi_3

    oct-optik-koherens-tomografi_4

TEDAVİLER

Bilgisayarlı Görme Alanı Testi

Görme alanı cihazı merkezi ve çevresel görme kalitesini test eder. Bu testler glokom, retina hastalıkları ve nöroftalmolojik hastalıklarda özellikle kullanılır.

İğne deliği büyüklüğündeki ışığın çeşitli alanlarda yanmasıyla hastanın görmesinin ölçüldüğü bu yöntem görme alanını test eder. Test sonuçları bilgisayrda değerlendirilip aynı yaş grubundaki normallerle karşılaştırılır. Görme kaybı biçimlerine göre hastalıklar da sınıflandırılır. Bu testler uzun dönemde özellikle glokom hastalığında hastaların görme kayıplarının ilerlemesini gözlemek için kullanılırlar.

Glokom hastalarının büyük bir çoğunluğunda son döneme kadar hiç bir bulgu yoktur. Bu yüzden pek çok hasta tesadüfen muayene sırasında tespit edilir. Muayene sırasında tansiyonun yüksek ölçülmesi, ya da göz sinirinde harabiyet saptanması üzerine daha ileri tanı yöntemlerine başvurulur. İlk basamakta yapılması gereken, bilgisayarlı görme alan muayenesidir. Bu test, gözdeki sinir hücrelerinin çeşitli ışık şiddetlerine olan hassasiyetini ölçen ve her bir gözün gördüğü toplam alanı belirleyen bir testtir. Hastalığın tanısında ve takibinde büyük önem taşır.

gormealanitesti_01                 gormealanitesti_02

TEDAVİLER

Göz Estetik Cerrahisi

Göz biliminin göz kapakları, gözyaşı yolları ve orbita (göz çukuru) hastalıklarıyla ilgilenen branşıdır. Okuloplasti bölümünde göz torbalarının alınmasından protez göze, göz içi tümör ameliyatlarından, Botox’a kadar her türlü tedavi, göz çevresi estetik cerrahi uygulamaları gerçekleştirilmektedir.

Göz Kapağı Hastalıkları

Gözyaşı Sistemi Hastalıkları

Protez Göz Sorunları

Orbita Hastalıkları

Oküler Onkoloji

Göz Çevresi Estetik Problemleri

Göz Kapağı HastalıklarıGöz ve Göz Çevresi Estetiği | Oküloplasti

Arpacık

Göz enfeksiyonlarından biridir. Hastalık, 1-2 gün içerisinde oluşur. Gözde batma ve gözkapağındaki gerilmelerle beraber kendini gösterir.

Erken teşhiste damlalar, antibiyotikler ve merhemler arpacık oluşumunun önüne geçebilirken, tanıların genelde 1-2 günü aşması nedeniyle, hastalık daha geç düzelmektedir.

İleri hastalık durumları, şalazyon ve blefarit’tir.

Göz kapağı düşüklüğü

Üst göz kapağının olması gerekenden daha düşük olmasıdır. Üst ve alt göz kapağı arasındaki aralık, kişiler arasında değişiklik göstermektedir. Tedavisi genel olarak cerrahidir. Cerrahide uygulanacak olan yöntem, göz kapağının muayenesi sonucu belirlenir.

Kirpik batması (Trikiyazis, Distikiyazis)

Kirpik batması doğuştan (distikiyazis) veya bazı göz kapağı hastalıklarından sonra, kapak kenarının (entropion) ya da sadece kirpiklerin (trikiyazis) içeri doğru dönmesi sonucunda oluşur. Tedavisi cerrahidir.

Göz kapağı tümörleri

Gözkapağı ve çevresinde görülen tümörlerin çoğunluğu iyi huylu tümörlerdir. Göz kapağında iyileşmeyen yaralar ortaya çıktığında, mutlaka göz doktoruna başvurup, bunun kötü huylu bir tümör olup olmadığının öğrenilmesi gerekir. Tedavisi cerrahidir.

Göz kapağı yaralanmaları

Göz kapaklarında fiziksel (trafik kazaları, yaralanmalar vs) veya kimyasal (çamaşır suyu, tuz ruhu, deterjan, kireç vs) etkenlerle yaralanmalar olabilir. Erken dönemden itibaren uygun tedavi yapılmaz ise ciddi görme ve şekil bozuklukları oluşabilir.

Yaşa bağlı göz kapağı değişiklikleri

Yaşlanma ile oluşabileceği gibi genç olan kişilerde de ailesel olarak da görülebilir. Kaş ve göz kapaklarında düşme, alt göz kapağında içe veya dışa dönme, göz çevresinde torbalanmalar veya çöküklükler ile kırışıklıklar oluşur. Tedavisi cerrahidir.

Yüz felci (Fasiyal paralizi)

Kaş, göz kapakları ve yüzün hareketlerini sağlayan sinirin herhangi bir nedenle çalışmaması sonucunda yüz felci oluşur. Geçici felç durumunda gözü korumak amacı ile tıbbi tedavi uygulanır. Kalıcı felçte ise farklı cerrahi tedaviler uygulanmaktadır.

Göz kapağının doğuştan bozuklukları

Göz kapağının doğuştan bozuklukları arasında en sık görülen kapak düşüklüğüdür (ptozis). Bunun dışında göz kapağında yapışıklık (ankiloblefaron), kapak kenarında içe (entropion) veya dışa dönme (ektropion), göz kapağının eksik oluşması (kolobom), fazladan kirpik sırası (distikiyazis) gibi kapak bozuklukları olabilir.

İstemsiz göz kasılması (Blefarospazm)

Sebebi bilinmeyen göz etrafındaki kasılmalardır. Orta ve ileri yaşlarda görülür. Bazı hastalar spazmlar sonucu gözlerini kullanamaz ve günlük hayatlarını çok etkilemektedir. Tedavisi ilaçlı yada duruma göre cerrahidir.

Göz kapağının içe dönmesi (Entropion)

Genellikle alt göz kapağında oluşan entropion, göz kapağının içe dönmesi ile oluşur. Göz kapağı kenarının içe dönmesi, doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebilir. Tedavisi cerrahidir.

Göz kapağının dışa dönmesi (Ektropion)

Göz kapağı kenarının dışa doğru dönmesi genellikle yaşlanma sonucu oluşur. Ayrıca doğuştan, göz kapağını kapatan sinirin felci (yüz felci) ve yaralanmalar sonrası da gelişebilir. Tedavisi cerrahidir.

Gözyaşı Sistemi Hastalıkları

Göz kuruluğu

Göz kuruluğu, gözyaşı yetersizliğinin şiddetine göre değişen belirtiler vermektedir. Bunlar zaman zaman ortaya çıkan hafif yanma, sulanma ve kızarıklık gibi ufak tefek şikayetlerden başlayarak görme ve yaşam kalitesini ciddi derecede bozacak kadar ağır olabilir. Tedavide hafif vakalarda eksiği yerine koyma prensibine göre, suni gözyaşı damlaları kullanılır. Ağır göz kuruluğu daha farklı ve ciddi tedaviler gerektirmektedir.

Sonradan gelişen gözyaşı kanalı tıkanıklıkları

Doğuştan olmayan gözyaşı kanalı tıkanıklığının çoğunlukla sebebi belli değildir. Tıkanıklığın yeri, gözyaşı kesesi ile kanalın birleşim yerindedir. Kadınlarda daha sık görülmektedir. Tedavi cerrahidir.

Doğuştan gözyaşı kanalı tıkanıklıkları

Gözyaşı boşaltım yolları doğumdan sonra da gelişmeye devam eder. Bebeklerin bir kısmında doğumdan sonra kanalın gelişimi tamamlanamadığında gözde sulanma, çapaklanma gibi belirtilerle görülebilir. Hastanın durumuna göre farklı tedaviler gerekmektedir.

Gözyaşı sistemi tümörleri

Gözyaşı bezi tümörleri, boşaltım sistemi tümörlerinden daha sık görülür. Yetişkinlerde daha sıktır. Tedavisi tümörün cinsine göre değişmektedir.

Göz yaşarması

Göz yaşarması, ya gözyaşı üretiminin fazlalığından ya da boşaltımının yavaşlaması veya durmasından kaynaklanır. Gözyaşı üretiminin artışı çeşitli sebeplerle ortaya çıkar. Buna etken olan durum ortadan kalktığında yaşarma da kaybolacaktır.

Gözyaşı yolları yaralanmaları

Genellikle göz kapağı yaralanmaları ile birlikte görülür. Erken ve uygun tedavi edilmediği takdirde gözyaşı yollarında kalıcı tıkanma, sürekli sulanma ve çapaklanmaya neden olabilir. Göz doktoru tarafından görülmesi ve travmanın gözyaşı yollarındaki oluşturduğu bozukluğun düzeltilmesi gerekir.

Protez Göz Sorunları

Enükleasyon – Eviserasyon

Hastalık, yaralanma vs. sebebi ile artık iş görmez hale gelen, gözün bütünü ile alınması işlemine “enükleasyon” denir. Gözü hareket ettiren kaslar yerinde bırakılır. Kaybolan hacmi telafi etmek için tercihen bir bilye (implant) yerleştirilir. Gözün alınması gerektiğinde uygulanan tekniklerden biri de “eviserasyon”dur. Burada “sklera” dediğimiz ve gözün dış kısmını oluşturan sert, beyaz tabaka yerinde bırakılır ve göz içindeki hastalıklı dokular temizlenir.

Ekzenterasyon

Göz kapaklarından, gözden veya orbita içinden kaynaklanan ve çevre dokulara yayılan kötü huylu göz tümörlerinin tedavisinde kullanılan bir cerrahi yöntemdir.

Göz protezleri

Göz protezleri, enükleasyon veya eviserasyon gibi bir ameliyattan sonra, doğuştan göz yokluklarında ve ciddi göz küçüklüklerinde uygulanan, diğer gözü taklit ederek yüzde simetriyi sağlayan cihazlardır. Başlıca cam ve akrilikten (bir plastik türü) yapılırlar.

Hareketli göz protezleri

Enükleasyon veya eviserasyon ameliyatı sonrası bilye (implant) koymak protez hareketini artıran bir işlemdir.

Daralmış soket

Göz kapaklarının arkasında protezin yerleştirildiği ve konjonktiva denen zar ile örtülü yuvaya “soket” denir.

Orbita Hastalıkları

Tiroide bağlı göz hastalıkları (Graves hastalığı)

Metabolizmanın düzenlenmesinde önemli rol oynayan tiroid bezinin bazı hastalıklarında gözde bir takım rahatsızlıklar ve şekil bozuklukları olmaktadır. Bu durum tiroid bezinin aşırı çalıştığı hallerde (hipertiroidi) daha sık görülür. Gözlerde ileri doğru çıkma (ekzoftalmi, proptozis), kapak aralıklarının çok açılması, şaşılık, çift görme, görme azalması gibi bulgular görülür. “Tiroid orbitopati” veya “Graves orbitopati” gibi isimlerle de anılan bu hastalık, çok hafif seyredebileceği gibi görme kaybına gidebilecek kadar ağırlıkta da olabilir. Tedavi hastalığın dönemine, şiddetine ve aktif olup olmamasına göre belirlenir.

Orbita iltihaplanmaları

Mikrobik etkenlerle oluşan enfeksiyonlar ve mikrobik olmayan, vücudun bağışıklık sistemi ile ilişkili orbita iltihaplanmaları olur. Mikrobik olanlar sıklıkla çocuklarda ve sinüs enfeksiyonlarını takiben gelişirse de her yaşta birçok etkene bağlı olarak, özellikle de travma sonrasında ortaya çıkabilir. Erken ve uygun bir şekilde tedavi edilmediğinde görmeyi ve yaşamı tehdit edecek boyutlara ulaşabilir. Tedavisi duruma göre ilaçlı veya cerrahi olarak yapılmaktadır. Tedavide kortizona cevap alınamadığında radyoterapiye gerek olabilir.

Orbita tümörleri

Tüm orbita hastalıklarının yaklaşık %20’sini iyi ya da kötü huylu tümörler oluşturur. Tümör başta beyin olmak üzere göz çevresindeki dokular ile diğer organlara da yayılarak yaşamı tehdit edebilir. Bu nedenle hastalıkların erken tanı ve tedavisi önemlidir.

Orbita yaralanması

Hayati organlara yakınlığı dolayısı ile orbita yaralanmalarında hayati tehlike de olabilir. Dolayısıyla, hasta öncelikle beyin fonksiyonları ve solunum yolları bakımından değerlendirilir. Orbita yaralanmalarında gözün etkilenme oranı da yüksektir. Bu bakımdan gözün durumu öncelikli olarak değerlendirilmelidir. Tedavisi cerrahidir.

Doğuştan gözün küçük olması veya yokluğu

Gözün büyüklüğü ve varlığı göz çevresindeki dokuların gelişimini sağladığı için gözün gelişmemiş olduğu durumda göz kapakları, göz çevresindeki yumuşak dokular ve kemik çerçeve yeterli büyüklüğe ulaşmaz. Hafif ve orta dereceli vakalarda giderek büyütülen kalıplar (conformer-yer tutucu) kullanılırken, daha ağır hallerde cerrahi müdahale gereklidir.

Göz Çevresi Estetik Problemleri

Göz kapağı düşüklüğü

Üst göz kapağının düşük olmasına “pitozis” denmektedir. Kapak düşüklüğü hem yenidoğan bebeklerde, hem de erişkin ve yaşlılarda görülebilir. Pitozisin tedavisi ameliyattır.

Yaşa bağlı göz kapağı değişiklikleri

Yaşlanma ile kaş ve göz kapaklarında düşme, alt göz kapağında içe veya dışa dönme, göz çevresinde torbalanmalar veya çöküklükler ile kırışıklıklar oluşur. Bu değişiklikler sadece yaşlanma ile değil, daha genç olan kişilerde de ailesel olarak da görülebilmektedir. Kapak çevresindeki değişiklikler kişiye mutsuz, yorgun ve uykulu bir görünüm verir. Problemin çeşidine göre tedavi şekli belirlenir.

Gözaltı torbaları

Gözaltı torbalarının oluşumunda en önemli sebep genetik yani kalıtım. Gözaltı torbaları kişiye olduğundan daha yaşlı ve yorgun bir görünüm verir. Tedavileri fazlalık olan yağ dokularının alınması ya da yerleşim yerlerinin değiştirilmesidir.

Göz estetiği (Oküloplasti) alanında uzmanların online konsültasyonu için www.ayintappark.com adresinden fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz.

TEDAVİLER

YAG Laser

Katarakt ameliyatı geçiren kişilerde, göz içine yerleştirilen merceğin arkasındaki zar zamanla matlaşır.

Bu matlaşma, görmede yavaşça azalma yapar.

Hasta, sanki yeniden katarakt başlıyormuş gibi hisseder.

Ameliyattan yeteri kadar zaman geçtikten sonra YAG laser uygulamasıyla (kapsülotomi) bu matlığın giderilmesi gerekir.

YAG laser uygulaması aslında bir ışık tedavisidir ve göze herhangi bir cihaz veya aletle temas edilmeden uygulanması mümkündür.

Saniyeler süren bir işlemdir ve tamamen ağrısızdır.

Uygulama, hasta muayene koltuğunda otururken yapılır.

Bazı glokom (göz tansiyonu) türlerinin tedavisinde YAG laser ile iridotomi yapılarak göz tansiyonu düşürülür. Bu işlem, göze rengini veren iris dokusunda milimetrik bir açıklık yaratılmasıdır.

TEDAVİLER

Argon Lazer

İçinden elektrik geçirilen tüpte argon gazı bulunmaktadır. 488-514 nm dalga boyunda yeşil veya mavi-yeşil bir ışık oluşturur. Gözdeki renkli dokular tarafından tutulur ve pıhtılaştırıcı etkisi vardır.
Argon lazerin en sık kullanıldığı dokulardan biri sinir tabakasıdır. Sinir tabakasındaki yırtıklar, delikler, şeker hastalığına bağlı kanamalar, belli hastalıklarda ortaya çıkan anormal damarlar ve sızıntıya yol açan damarlar argon lazer ile tedavi edilebilir.
Önemli bir körlük nedeni olan göz tansiyonunun belli formlarında göz içi sıvısının gözü terk ettiği bölgeye veya renkli tabakaya argon lazer uygulanarak tedavi yapılabilir. Siklofotokoagulasyon denilen yöntemle göz içi sıvısının üretimi azaltılabilir. Glokom cerrahisinden sonra ortaya çıkan bazı sorunların tedavisinde ve glokom cerrahisinde kullanılan dikişlerin kesilmesi amacıyla argon lazer kullanılabilir.

RETİNA DEKOLMANI TEDAVİSİ (ARGON LAZER)
Yırtık veya delikler, retinada dekolmanı gelişmemişse argon lazerle tedavi edilirler. İleride yırtık oluşturabilecek bazı ince ve yapısı bozulmuş sahalar lazer ile kontrol altına alınabilir.
Argon lazerle yırtık ve dejenere saha tamiri ağrısız bir işlemdir. Bir damla ile göz uyuşturulur. Daha sonra mercekler yardımıyla hasta oturur durumdayken, muayene mikroskobuyla yırtık, delik ve dejenere sahaların etrafı 2-3 sıra lazer ile çepeçevre kapatılır. Argon lazer uygulandığı bölgede bir yanık oluşturarak, retina sinir tabakasını altındaki pigment tabakasına yapıştırır ve böylece içinden sıvı sızması önlenir. Lazer tedavisi o an problemli olan bölge için yapılmış olur. Günün birinde aynı gözün başka bir bölgesinde de yırtıklar oluşursa yine göz içi dekolman tehlikesiyle karşılaşabilir. Bu yüzden retinasında problem çıkmış hastalar periodik göz dibi muayenesinden geçirilirler. Retina dekolmanı gelişen hastalarda tek tedavi cerrahi müdahaledir.

Retina yırtıklarında dekolman gelişmemişse argon lazer kullanılır. Yırtığın çevresi ağrısız bir işlemle onarılır. Göz damla ile uyuşturulur. Daha sonra mercekler yardımıyla hasta oturur durumdayken, muayene mikroskobuyla yırtık, delik ve hasarlı alanın etrafı 2-3 sıra lazer ile çepeçevre kapatılır.
Argon lazer uygulandığı bölgede bir yanık oluşturarak, retina sinir tabakasını altındaki pigment tabakasına yapıştırır ve böylece yırtığın çevresine sıvı sızıp retinanın yerinden ayrılması önlenir.
Argon Laser Tedavisi
Argon laser tedavisi için hasta, normal muayene koltuğuna oturtulur. Hastanın uyutulması ya da iğne yapılması gerekmez. laser ışığı ile anormal damarlara kaynak yapılır. Tedavi birkaç seansta tamamlanır ve her bir seans 10–15 dakika sürer.

TEDAVİLER

Korneal Cross-linking

Keratokonus, kornea denilen ve gözün en önündeki saat camı gibi olan saydam kırıcı tabakanın ilerleyici bir şekilde incelerek öne doğru konik tarzda uzaması şeklinde tanımlanabilir. Kadınlarda daha sık görülür. Korneanın kırma gücünü değiştirerek orta veya ağır derecede düzensiz astigmatizma ve bulanık görmeye sebep olur. Keratokonus hastalığının son evresinde korneada şişme ve beyazlaşma görülebilir.

Hastalık genetik geçiş özelliğine sahiptir ve keratokonus şeklinde görülür. Hastalarda sürekli artan düzensiz astigmatizma, miyopi vardır, iki taraflı tutulum olur. Hastaların en büyük şikâyeti sık sık gözlük değişimi ama kısa süre sonra bu gözlüklerde yetersizlik ve görme bozukluğudur.Keratokonuskorneanın yaralanması, bazı özel göz hastalıkları ve sistemik rahatsızlıklarla birlikte olabilir. Uygun olmayan gözlere Excimer Laser ameliyatı yapılmasından sonra gözün saydam tabakasının zayıflaması durumunda da ortaya çıkabilir.

2.000 kişide bir görülen bu hastalığın tedavisine erkenden başlanmalıdır. Özellikle yakınlarında bu tür rahatsızlık olanların daha duyarlı olması gerekir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarını belirli dönemlerde göz hekimine götürerek, dikkatli ve detaylı muayeneden geçirilmelerini sağlaması hastalığın tanısında büyük önem taşır. Keratokonus ön bulgusu saptanan kişilerde oluşan alerjik göz problemleri sürekli kaşıma ve ovalamaya bağlı olarak hastalığın hızlı ilerlemesine neden olur. Bu sebeple sık sık göz alerjisi problemi olan kişilerde muayene önemlidir.

Belirtileri genellikle ergenlik çağında ortaya çıkmaya başlayan hastalığın çocuk yaşta tanısı zordur, çok ayrıntılı muayenelerle belirlenebilir. Birçok hasta kendilerinde sadece “miyop astigmat” rahatsızlığı olduğunu zanneder. 20 ila 40 yaş arasında ilerleme gösterir. Bu dönemde gözlük numaraları sık sık değişmeye başlar ve hastalara her gittikleri göz uzmanı değişik numaralı gözlük reçeteleri verebilir. Gözlüğe rağmen hasta net göremeyebilir.

Teşhisi zor olan bu hastalık, durdurulmaması halinde körlükle sonuçlanabilir. Günümüzde özellikle gözlük kullanmak istemeyen Excimer Laser tedavisi düşünen hastalarda kornea incelemesi için yapılan topografik tetkik sırasında keratokonus hastaları tesadüfen yakalanabilmektedir.

Keratokonuslu Hastanın Kornea Topografileri

TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Hastalığın erken dönemlerinde özel sert kontakt lensler kullanılır. Ancak kontakt lensler hastalığın ilerlemesini durduramazlar. Bu lensler kornea merkezinin bombeliğini, dolayısıyla astigmatı düzeltir ve net görüş sağlayarak görme arttırılabilir. Ancak, hastalık ilerledikçe bunlar da yetersiz kalır ve görme giderek azalır. Bir başka alternatif tedavi Intra Korneal Ring (INTACS) denilen, kornea tabakası içine bir halka yerleştirmek şeklindedir. İlerlemeyi kısmen önleyici olabilir.  Başka bir alternatif tedavi kornea nakli ameliyatıdır. Korneanakli ameliyatı, kornea bağışlarının yetersiz aynı zamanda pahalı olması ve üstelik vücudun % 15–20 oranında dokuyu reddetme olasılığı olması nedeniyle son aşamada tercih edilen bir tedavidir. Ancak son yıllarda etkinliği kabul gören bir tedavi olan; Corneal Cross Linking uygulamasıyla hastalığın ilerlemesi durdurulabilmektedir.

Yaşımız ilerledikçe korneal kollajen kalınlaşır ve sertleşir. 40 lı yaşlardan sonra sağlıklı kişilerde keratokonus bulgularında ilerleme olmaması bu nedenledir. Benzer bir durum şeker hastalarında (Diabetes Mellitus’da) görülür. Genç diabetli hastalarda bu nedenlekeratokonus bulgularında ilerleme olmaz. Corneal Cross Linking tedavi fikri buradan doğmuştur. Korneal kollajenin direnci arttırılırsa korneanın dayanaklılığı arttırılır ve keratokonusun ilerlemesi durdurulabilir. Ultraviyole A ve damla formunda riboflavin kullanılarak kornea kollajen lifler arasındaki bağların arttırılması ve korneanın daha dirençli hale gelmesi sağlanır. Bu tedavinin amacı ilerlemekte olan keratokonus hastalığını durdurmak, kırma kusurunu azaltarak görme kalitesini arttırmak ve kornea nakli (keratoplasti) gereksinimini ortadan kaldırmaktır.

Tedavi Öncesi Yapılan Tetkik ve Muayeneler:
• Gözlüksüz ve gözlüklü görme düzeyi
• Damlalı ve damlasız kırma (refraksiyon) kusuru
Kornea topografisi (korneanın ön yüzeyinin haritası)
Kornea kalınlığı
• Endotel hücre sayımı
Fundus (göz dibi) muayenesi

Bu tedavinin uygulanabilmesi için hastalığın ilerleyici olduğunun tespit edilmesi önemlidir. Yapılan ayrıntılı tetkikler sonucunda hastalığın ilerleyici olduğu ortaya konur ardından uygun olan hastalara tedavi uygulanır.

Riboflavin (B2 vitamini) Damlatılması :
• İşlem öncesi topikal anestezik damla ile göz uyuşturulur.
Topikal anestezik damla sonrasında künt bir spatül ile kornea epiteli mekanik olarak kaldırılır.
• Riboflavin solüsyonu epiteli kaldırılmış kornea üzerine 2 dakika ara ile 2’şer damla 20 dakika boyunca damlatılır.

CCL (Corneal Cross Linking) Uygulaması

UV Işığın Uygulanışı :
• 20 dakika sonrasında hasta biomikroskopa oturtulur.
• Ön kamarada riboflavin floresansı görüldükten sonra 370 nm UV kornea yüzeyinden 4–5 cm uzaklıkta yaklaşık 7 mm lik bir alanda 10 dakika uygulanır.
• UV tatbiki sırasında her 1 dakikada bir 2’şer damla Riboflavin damlatılır.
• İşlem sonrasında göze bandaj takılır, göz kapatılmaz.

Kornea epitelinin kendini yenileme özelliği olduğundan operasyon sırasında kazınan epitelyum yaklaşık 3 gün sonra tamamen iyileşir. Bu süre zarfında hastalar bir miktar ağrı, batma ve yanma hissi duyabilir. Tedavi sonrasında damlalar 1 ay süreyle kullanılır.

Yapılan tedavinin başarılı olup olmadığını 3 ay içinde öğrenebiliyoruz. Özellikle başlangıç ve orta evre keratokonus hastalarında görme kalitesi ve görme keskinliği artmakta; hastalığın ilerlemesi durmaktadır. Güvenli, ucuz ve uygulaması kolay bir yöntemdir. Yöntemin şu anda alternatifsiz olması ve yan etkilerinin olmaması en önemli avantajıdır.

CCL TEDAVİSİ OLMAK İÇİN “10 NEDEN”
1.)
Öncesinde hastanın herhangi bir hazırlık yapması gerekmez,
2.)Bilinen herhangi bir tehlikesi yoktur,
3.)İşlem ayaktan gerçekleştirilir, hastanede kalınması gerekmez,
4.)İşlem esnasında enjeksiyon ya da dikiş uygulanmaz,
5.)Tek seansta tamamlanır, tekrar gerektirmez,
6.)İşlem sonrası herhangi bir iz kalmaz,
7.)Uzun süre takip gerektirmez ve iyileşme süresi kısadır,
8.)Hastalığın ilerlemesini durdurabilmektedir,
9.)Kornea nakli gereksinimini ortadan kaldırabilir,
10.)Etkili ve kalıcı bir tedavi yöntemidir.

Körlükle sonuçlanabilen keratokonus hastalığının durdurulması için yapılan Corneal Cross Linking tedavisi Türkiye’de 7 yıldır başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

TEDAVİLER

Göz Anjiyosu

Gözün anjiyografik görüntülenmesi ile şeker hastalığı, hipertansiyon, gece körlüğü, göz tümörleri ve retinanın yapısal bozuklukları ortaya çıkarılabilmektedir.

Fundus fluoresein anjiografisi (FFA) gözün arka kısmındaki retina ve koroid olarak adlandırılan sinir tabakasını ve bunun destek dokusunu incelemekte kullanılan bir tetkiktir. İşlemden önce hastanın kolundaki ya da elinin üzerindeki bir damardan fluoresein adlı ilaç enjekte edilir. Bu ilaç damardan kalbe, oradan da tüm vücuda ve bu arada koroid ve retina damarlarına geçer. İşlem, bu esnada koroid ve retinanın özel bir kamera yardımıyla fotoğraflanmasından ibarettir. Dışarıdan bakıldığında turuncu renkte görülen ilaç, üzerine mavi ışık tutulduğunda yeşil renkli parlak yansıma yapar. Bu özelliği sayesinde içinden geçtiği damarların net biçimde görülmesine, damar tıkanıklıklarının, damarlardan doku içine sıvı kaçaklarının tespitine ve kanla iyi beslenen veya beslenemeyen alanların ayırt edilmesine imkân tanır.

Diyabet, sarı nokta hastalığı “makula dejenerasyonu”, yüksek tansiyon, retinanın çeşitli hastalıklaında, retinal damar tıkanmaları vb. retina anjiyosu yapılır. Anjiyoda “FFA” enjekte edilen bir fluoresceinli boya hastanın önkol damarından verildikten sonra saniyeler içinde göze ulaşıp retina damarlarında dolaşırken özel filtrelerle donanmış göz dibi kamerasıyla fotoğraflanır.Boyanın retina üzerinde sızmaları ve tüm dolaşımı irdelenir ve fotoğraflanır. Retina laseri ve göz içi enjeksiyonları öncesi FFA bizim tedavi kararımızı yönlendirir.

TEDAVİLER

Şaşılık

Her iki gözün birbiriyle olan paralelliğini kaybetmesidir. Her bir gözde 6’şar adet göz dışı kas bulunur. Bunların birinde veya birkaçında kuvvet azlığı veya fazlalığı olması şaşılığa neden olur. Bir göz düz bakarken diğeri içe, dışa, yukarı veya aşağı kayabilir. Bazı durumlarda kayma her iki gözde de mevcuttur. Gözlerdeki kayma şaşılığın sebebine göre sürekli ya da geçici süreli oluşabilir. Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Farklı nedenlerle şaşılık oluşabilir.

Şaşılık tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. İlk göz muayenesi için geç kalındığında çocukların gözlerinde estetik problemlerinin yanı sıra ömür boyu sürecek görme azlığı sorunları da oluşabilmektedir. Doğumdan hemen sonra ve çocukluk döneminde çocukların göz şikayeti olmasa bile mutlaka uzman bir hekime muayene olması şarttır.

Şaşılığın Sebepleri

Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Sorunlu hamilelik dönemi, doğumun problemli olması, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar şaşılığa yol açabilir. Şaşılık için genetik yatkınlık da söz konusudur. Ailede gözünde kayma olan varsa çocuklarda şaşılığın görülme ihtimali artmaktadır.

Çocukluk döneminde yani 2 yaşından sonra görülen şaşılıklarda genellikle neden göz bozukluklarıdır. Şaşılığa yatkınlığı olan bir çocukta gözdeki kayma, ateşli bir hastalık veya bir travma (düşme, ameliyatlar, kazalar) sonrası başlayabilir.

Göz kaslarımızın hareketini yöneten merkez beyindedir, bu nedenle sinirlerde oluşan felçler de gözde kaymalara neden olur. Geçirilen kazalar, kafa travması, ateşli hastalıklar ve ileri yaşta hipertansiyon ve şeker hastalığı gibi bazı durumlarda göze gelen sinirlerde felçler oluşabilir. Bu şekilde oluşan şaşılıklarda tedavi felcin kalıcı olup olmamasına bağlı olarak değişebilir. Çocuklarda göz tembelliği, büyük yaş grubunda çift görmeye neden olabileceği için mutlaka tedavisi gereklidir.

Şaşılık Belirtileri

  • Gözde paralelliğin kaybolması
  • Göz sulanması
  • Ağrı
  • Baş ağrısı
  • Çift görme
  • Üç boyutlu görüntünün kaybolması
  • Bulanık görme
  • Baş veya yüzün bir yana dönük olması

Bebeklik ve çocukluk döneminde olan kaymaların bir kısmı yalancı kaymalardır. Yalancı kayma, göz kapaklarının ve burun kökünün genişliği ile ortaya çıkan yanıltıcı bir görünümdür. Bu durumun tam olarak aydınlatılabilmesi için mutlaka bir göz muayenesi yapılmalıdır.

Sürekli hep aynı gözün kayması görmenin o gözde daha az olduğunun belirtisidir ve önemlidir. Bu nedenle tek gözünde kayma olan bebek ve çocuklar hemen göz muayenesine götürülmelidir.

Şaşılık çeşitleri

Şaşılık Çeşitleri

Şaşılıklar gözlerin kaydığı yönlere göre adlandırılır.

  • İçe şaşılık (Ezotropya)
  • Dışa şaşılık (Ekzotropya)
  • Yukarıya şaşılık (Hipertropya)
  • Aşağıya şaşılık (Hipotropya)

Bu sınıflandırmanın dışında kalan özel şaşılık tipleri de vardır;

Erişkin Yaşlarda Görülen Şaşılık

Erişkin çağda ortaya çıkan şaşılıklar ise göz hareketlerini yöneten sinirlerde çeşitli sebeplerle (travma, diyabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, çeşitli enfeksiyonlar, tümörler veya zehirlenmeler) meydana gelebilir. Öncelikle şaşılığa yol açan nedenlere yönelik tedavi yapılmalıdır. Genellikle çift görme şikâyetinin de olduğu bu kaymalarda belirli bir süreyi takiben cerrahi gerekebilir. Şaşılık tedavisinde gözlük kullanımının yanı sıra özel aletlerle yapılan ortoptik tedavi, kapama tedavisi, çeşitli damlalarla medikal tedavi ve cerrahi tedavi uygulanabilir.

Gizli Şaşılık

Gizli şaşılık gözlerden biri kapatılınca ortaya çıkan şaşılıktır. Gizli kayma ülkemizde sık rastlanan bir göz hastalığıdır. Her iki göz açıkken birleştirici bir mekanizma ile beyin gözlerin paralel durmasını sağlar. Ancak gözlerden biri kapatıldığında bu mekanizma bozulur ve kapatılan gözde kayma oluşur.

Bu tip durumlarda hasta genellikle kaymanın farkında değildir ve gözlerde yorgunluk hissi, kızarıklık, ağrı, kuruluk hissi ve baş ağrısı gibi şikâyetlerle başvurur. Eğer hastada bir görme kusuru da var ise bu şikayetler daha erken ortaya çıkar. Özellikle yakın okuma sonrasında hasta baş ağrısından şikâyetçi olur. Gizli şaşılık uygun gözlükler ve ortoptik (özel aletlerle) egzersizlerle tedavi edilebilir.

Şaşılık Tedavisi

Şaşılık birçok nedenden kaynaklandığı için tedavi de kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Şaşılık her yaşta tedavi edilebilir bir göz problemidir.

  • Gözlük: Bazı tip şaşılıklar kırma kusuruna bağlı olarak oluşur. Hasta gözlük kullanmaya başlayınca şaşılık düzelir. Bu tip şaşılıklarda gözlük yeterli olmaktadır.
  • Kapama Tedavisi: Bu tedavi yöntemi hastanın gözünde tembellik var ise yapılabilir.
  • Ortoptik tedavi: Bu tedavi her iki gözle görme yeteneğini ve derinlik hissini kazandırmak amacı ile uygulanır. Bu iki fonksiyon gözlerin paralel durmasını sağladığı gibi, günlük hayatımızda da oldukça önemlidir. Araba kullanırken, basketbol , tenis gibi mesafe ve zaman ayarlaması gereken sporlarla uğraşırken daha rahat ve başarılı olmamızı sağlar.
  • Cerrahi müdahale: Doğuştan olan kaymalar genellikle gözlük gerektirmeyen, erken dönemde (6 ay – 1 yaş ) ameliyat edilmesi gerekli kaymalardır. Kaymaların büyük çoğunluğu ise 2–3 yaş civarında ortaya çıkar ve genellikle gözlükle tam olarak düzelebilir. Gözlük takıldığı halde düzelmeyen kaymalara ise cerrahi tedavi gerekir. Şaşılık ameliyatları çoğunlukla genel anestezi altında gerçekleştirilir, anestezi uygulaması çocuk anestezisinde uzmanlaşmış hekimler tarafından yapılmaktadır. Şaşılıkta erken tanı ve tedavi ile göz tembelliği önlenebilir, 3 boyutlu görme sağlanabilir. Bu nedenle şaşılık şüphesi olan her çocuğun belirli bir yaşa gelmesi beklenmeden şaşılık uzmanı göz hekimine götürülmesi gerekir.
  • Botox: Bazı şaşılık tedavilerinde botulinum toksin (BOTOX) de uygulanabilir. Felce bağlı oluşan şaşılıklarda, ameliyat olmuş tam düzelme sağlanamamış hastalarda, guatr hastalığına bağlı gözünde kayma olmuş hastalarda BOTOX etkilidir ve tedavi edici olarak kullanılabilir. Felçlere bağlı olarak ani oluşan kaymalarda genellikle çift görme de vardır ve hasta için oldukça zor bir durumdur. Bu tarz şaşılıklarda genel eğilim 6–8 ay beklemektir, ancak bekleme döneminde çift görmenin azalması amacıyla botox uygulaması yapılabilir. Şaşılığın ortaya çıkmasından hemen sonra tedaviye başlanması ile tam düzelme mümkündür.

Yazı dolaşımı